Konular

Faydalı Linkler


« KUR’AN ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM | Anasayfa | KIYAS-I FUKAHA ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM »

SÜNNET VE HADİSLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM

By admin | Ocak 17, 2008

 

İslam dinindeki ihtilafların ortaya çıkmasındaki en büyük etken hadislerdir. Bazı insanlar, aralarındaki ihtilafların giderilmesi için gönderilen Kur’an-ı Kerimi bırakıp, peygamberden veya O’nun sahabesinden geldiği iddia olunan hadislere dalmış ve içinden çıkılamaz ihtilaflara düşmüşlerdir. Daha sonra da aslı astarı olmayan bazı hadislerden yola çıkarak kıyaslar yapmış ve daha fazla ihtilafların ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Gerek itikadi farklılaşmanın, gerekse de ameli farklılaşmanın sebeplerinin başında; peygambere veya O’nun sahabelerine fatura edilen hadisler gelmektedir. Aynı şekilde ümmeti bölen ve siyasi farklılaşmalarla onları küfür milletinin zulümlerine maruz bırakan parçalanmaların sebeplerinin en önemlisi de bu hadislerdir.
Bu kısa girişten sonra şimdi de hadislerle ilgili temel düşüncelerimizi maddeler halinde açıklayalım.
Hadisler gelenekçilerin açıkladıkları gibi Peygamberimizin sözleri değil, çoğunluğu O’nun ve sahabelerinin adına fatura edilmiş olan rivayetlerdir.
Hadis kitaplarında peygamber adına fatura edilmiş binlerce hadis vardır. Buhari Müslim’de dahil olmak üzere her hadis kitabında peygamber adına uydurulmuş olduğu % 100 ispatlanabilecek birçok hadis vardır. Ve bu uydurmalar gelenekçilerin sandığı gibi 3-5 rivayet değil, hadislerin büyük bir çoğunluğudur.
Hadis alimlerinin isnad sistemi diye ortaya koymuş olduğu sistem; tarafgirliğe dayalı olan ve gerektiğinde yalanı da içeren bir sistemdir. Bu sisteme asla güvenilemez. Belki araştırma yapıldığında illetleri akılla kavranılamayan Kur’an merkezli konularda, Kur’an’ın mesajının te’kid ve tebyin edilmesinde tamamlayıcı bilgi olarak isnad sisteminden faydalanılabilir. Yine bu faydalanma da % 100 sağlıklı değildir, ama diğer delillerle birleştirilerek faydalanılabilir. A hususlardaarak tamamlayıcı bilgilerin ortaya çıkartılmasında bunlara başvurulabilir. Ama hiçbir zaman bu bilgiler esas alınamaz. Ehli hadisin ortaya çıktığı ilk dönemlerde isnad sistemi hadislerin peygambere aidiyetinin garantisi gibi gösteriliyordu. O günden bu güne kadarda aynı anlayışın sağlıklı olduğuna inanılıyordu. Biz diyoruz ki, bu zihniyetin oluşması için, birçok rey ehline iftira atılmış ve cahil kalabalıklarında katkısıyla bu yanlış anlayış –ehl-i reye rağmen- günümüze kadar taşınmıştır. Bu insanların iftiralarından rey ehlinden olan Nazzam ve Ebu Hanife gibi alimler bile nasiplerini almışlardır. İftiralara örnek olarak, Nazzam’a gece gündüz içki içer fuhuş yapardı ve haysiyetsizdi diyen İbn-i Kuteybe’yi ve Ebu Hanife’ye Muhammedin dinini değiştiren, hadislere hurafe diyen, sahih hadisi inkar eden, ümmetin fitnecisi…vb diyen İbn-i Hibban’ı örnek olarak gösterebiliriz.
Hadislerin peygamber döneminde-DİNİN İKİNCİ KAYNAĞI- olduğu iddiası da yalandır. O dönemde hadislerin yaygın bir şekilde yazılmadığı apaçık ortadadır. Eğer dinin ikinci kaynağı olsa mutlaka yazılırdı. Hadislerin ilk başta Kur’an ayetlerine karışmamış olduğu yorumu da mantıksızdır. Çünkü birçok sahabenin ezberinde olan Kur’an’ın hadislerle karıştırılmasının imkanı yoktu. Diyelim ki yazılmadı. Pekala Beni Saide gölgeliğinde hilafete kimin seçileceği tartışılırken niçin Sünnilerin hadis kitaplarındaki onlarca hadisten söz edilmedi.Çünkü o hadisler o dönemde yoktu. O hadisler siyasi olaylar sebebiyle daha sonra uydurulmuş ref edilerek peygamber veya O’nun sahabeleri adına fatura edilmiştir. Aynı şekilde Şiilerin bildiğini iddia ettikleri birçok sahabe; buradaki hilafet seçiminin sonucunda çıkıp ta “Hayır! Bu seçim doğru değil, Peygamberin hilafete Ali’yi daha layık gördüğüne dair onlarca rivayet var demedi. Niye? Çünkü onların sahih dedikleri birçok rivayette aynen Sünnilerinki gibi olaydan sonra uydurulmuştu. Bu bilinçle hareket eden birçok sahabe ve Ebu Hanife ve İmam Malik gibi mezhep imamları sahih senetle gelmesine rağmen-sünnet anlayışlarına aykırı olan- sahih hadisleri reddetmişlerdir. Hanefilerdeki Manevi İnkıta meselesini anlayanlar bizim açıklamalarımızdan gerekeni anlayabilir. Onu bilmeyenler ve kör mukallitlikle müttaki bir muvahhit olunacağını sananlar ise; maalesef ne açıklamalarımızı nede dinlerini anlama şerefine nail olamayacaklardır.
Hadis kitaplarında bırakın sözleri ameller bile doğru nakledilememiştir. Hatta imanın şartının kaç olduğunu bile hadisçiler net bir şekilde aktaramamışlardır. Bu onların peygamberin sözünü değil de, en temel inancı bile doğru nakledemediklerini ispatlamaya yeterlidir. Mesela; iki sayfalık hadisi doğru nakletmek bir yana, bütün hadisçiler yan yana gelse peygamberin kıbleye karşı bevledip bevletmediğini çözemezler. Ancak te’ville, nesh mensuh…vb yöntemlerle rivayetler arasını bağdaştırmaya çalışırlar. Ama bunda bile başarılı olamazlar. Çünkü, kendilerine çöl ortamında yüzlerce defa belki de sahabeler arasında bevletmiş olan peygamberin bir amelini bile doğru nakledememişsiniz, sözlerini nasıl nakledeceksiniz? Deseniz hiçbir cevap veremez ve sadece sizi sünneti inkar etmekle suçlarlar. (Sünnetle hadisin farkını bilmeyecek kadar sünneti anlamaktan uzak oldukları için; siz, peygambere ait olmayan sözleri(hadisleri) reddettiğiniz halde, onlar Alah’ın rasulünün Kur’an’ı yaşama şekjli olan sünneti inkar ettiğinizi sanacak ve size karşı tutumunu da ona göre belirleyecektir.
Hadislerin aslının vahy olduğu iddiası da yalandır. Bu konuda İbn-i Hazm, İmam Şafi, İbn-i Hibban ve benzerlerinin getirdiği deliller bağlamlarından kopartılmış ayetler ve uydurulmuş hadislerdir. Örnek olarak, bu kişiler Kur’an hakkında söylenmiş olan peygamberin konuştuklarının vahy olmasını, hadislerin de aslının vahy olduğuna delil getirmişlerdir. Bu doğru değildir. Ayetin ayetler içindeki, sure içindeki bağlamına ve nüzul kronolojisi dikkate alınarak Kur’an içindeki bütünlüğüne bakıldığında gelenekçilerin yorumlarını yaparken Kur’ana bakmak ve O’nu anlamak yerine, O’ndaki ideolojilerini desteklediklerini sandıkları herhangi bir ayeti cımbızla çıkartıp, binbir te’ville te’vil edip daha sonra işte bakın Kur’an’da da bizim teorinin delili var demişlerdir. Ataları taklitle ömür tüketenlerin, Kur’an’a bakarak fikir üretmeleri mümkün olmadığı için maalesef ilgili kişilerin delil diye verdikleri ayet, asla delil olmamasına rağmen binlerce yıldan beri alim ulema geçinenler arasında delil diye açıklanıp durmuştur. Dikkat ediyorsanız, Necm suresindeki bu ayetin bizim anladığımız manadaki hadislerle uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur. Yine aynı şekilde Hicr suresindeki “zikri biz indirdik ve O’nu biz koruyacağız” ayetindeki zikrin hadisle hiçbir alakası da yoktur. Hatta bütün akıl sahipleri ittifak etmişler ki hadisler korunmamıştır ve korunmadığı konusunda ihtilafta yoktur. Ümmetin üzerinde ittifak ettiği tek şey; Allah’ın kitabının değiştirilmeden günümüze kadar geldiğidir. Hadisler öyle mi? Müçtehit olmayanların bir müçtehidi taklit etmesi gerektiğini açıklayan Hüsnü Aktaş ismindeki gelenekçi bir hocamızın kitabındaki “itibar edilen hadis kitaplarımızda aynı konuda birbiriyle çelişkili iki sahih hadise her zaman rastlanılır…” şeklindeki açıklama bizim iddialarımızın muhaliflerimiz tarafından da aynen kabul edildiğinin göstergesidir. Teşhisimiz aynı olan bu konuda çözüm önerilerimiz oldukça farklıdır. Onlar hadisler karmakarışık onu biz anlayamaz anlayan bir müçtehide tabi oluruz derken, biz evet! Karmakarışık olduğu doğru bu yüzden dinimizi yaşamak için Kur’an’a sımsıkı yapışmalı, hadislere ise sadece Kur’an’ı anlamamıza yardımcı olacak kadar bakmalıyız. Bunu yapmayarak “bu karmakarışık hadislerden ancak mezhep imamlarımız ve alimlerimiz anlar” diyenler, artık uykudan uyanmalı ve müçtehitlerinde ihtilafları çözemeyerek Kur’an’a rağmen ortaya çıkartılan bu ihtilafların içinde boğulup kaldığını anlamalıdır.
Geleneksel hadis anlayışının esas aldığı sahabe tarifi de yanlıştır. Eğer bu tarif esas alınırsa o zaman, sahabenin tümünün adil olması, tamamen imkansız hale gelir. Bu tanım ve sahabenin tümünün adil olduğu şeklindeki yorumun, rivayetlerin eleştirilmesini önlemek için hadis ehlinin yapmış olduğu bir koruma çemberi olduğunu biliyoruz. Ve bu şekildeki sonradan çıkartılan saçma sapan kurallara itibar etmiyoruz. Hadisçi kesim bu hadisleri korumak ve kollamak adına uydurmuş, daha sonra tartışılmasın diye akaid konularının arasına katmış ve bir inanç şekline dönüştürmüştür. Maalesef bunda da başarılı olmuş ve bunun sonucunda binlerce uydurma hadis sahih hadis olarak hadis kitaplarında yer alabilmiştir.
Gelenekçilerin geçmişteki alimlerin uydurma hadisleri temizledikleri iddiaları da doğru değildir. Bunu söyleyenlere, Buhari’den sonra yaşayan hadis alimlerinin çalışmaları sonucunda, Buhari’de uydurma olduğunu anlayıp seçtikleri kaç uydurma hadis var? Diye bir soru sormanız yeterlidir. Cevap “Buhari’de olmaz” olacaktır. Halbuki Buhari’de Peygambere aidiyeti imkansız olan, çünkü, peygamberin vefatından sonra ortaya çıkan ve hadis uydurmacılarının tetikleyicisi olan savaşların birebir açıklamasını yapan rivayetler vardır. Buhari’yi araştıranlar, orada her iki siyasi grubun kendi yorumlarını hadis diye uydurup Buhari’nin içine taşıdıklarını göreceklerdir. Siyasi olaylar sonucunda ortaya çıkan savaşta ölenlerin Müslüman olduğunu söyleyen ve her iki tarafı temize çıkarmaya çalışanlarında, tam tersine her iki tarafı suçlayanlarında kendi tezlerini peygamber adına fatura ettiklerini kolaylıkla anlayacaktır. Örnek olarak; siyasi olaylar sonucunda iki tarafın Müslüman olduğunu savunanlar, “İki (İslam) topluluğu savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu iki topluluk arasında büyük bir harp olacaktır. Halbuki ikisinin de davası birdir. “ hadisini, tam tersini savunarak her iki grubunda cehennemlik olduğunu söyleyenler ise “Ebu Bekre hadisi Ahmet b. Kays rivayetinde şöyle demiştir. “(Sıffin harbi sırasında) şu adama (Ali b. Ebi Talip) yardım etmeye gittim. (Yolda) Ebu Bekre ile karşılaştım. Nereye gitmek istiyorsun? Diye sordu. Ben “Şu adama (Ali’ye) yardım etmeye” dedim. Ebu Bekre “Dön zira ben Rasullah’ın İki Müslüman kılıçlarıyla karşı(laşıp vuruştukları) zaman öldüren de, ölen de cehennemdedir.” Buyurdu. Ben ya Rasullah, şu katilin Cehennemlik oluşunu anladık, öldürülene ne oluyor? Dedim. O da arkadaşını öldürmeye hırslı idi” buyurdu. Hadisini delil göstermiş ve bunu da Buhari’ye Peygamber sözü olarak yazdırtabilmişlerdir. Bunun örnekleri onlarca, yüzlerce değil binlerce vardır. Ve biz bunları zamanı geldikçe teker teker göstermeye çalışacağız.
Hadis kitaplarındaki hadislerin birçoğu Kur’an’ın anlaşılmasını kolaylaştırmak şöyle dursun, tam tersine zorlaştırmıştır. Maalesef bazı konularda bu zorlaştırmanın bir ucu imkansızlaştırmaya doğru gitmiştir. Hadis kitaplarındaki hadislerin mutlaka bilinmesini şart koşan hadisçi zihniyet; maalesef hadislerin büyük bir çoğunluğunun Kur’an’ın anlaşılmasını kolaylaştırmak şöyle dursun, tam tersine zorlaştırmış olduğunun farkına varamamıştır. Biz bazı hadislerin Sünnetin anlaşılmasında ve dolaylı olarak ta Kur’an’ın anlaşılmasında faydaları olduğunu inkar etmiyoruz. Ama bu gelenekçilerin anladığı gibi değil. Çünkü gelenekçilere göre Kur’an merkezli ve ameli tevatür olarak gelen uygulanmış bir sünnet ile, merfuluğu, ittisali tartışılacak bir ferdi rivayet kitapta geçiyorsa aynı şeyi ifade eder. Ehli Sünnetliği kimseye bırakmayan tarikatçıların eserlerinde, bu tip ferdi rivayetlerin, Kur’an ayetlerini tekzip edercesine uydurulmuş anlamlarına ve çürük isnadlarına bakılmaksızın yer alması bu iddiamızı ispatlamaktadır. Bu tip rivayetler, sadece tarikat kitaplarında değil, akaid kitaplarında bile kullanılmıştır. Bunun bazı örneklerini akaidle ilgili düşüncelerimize baktığınızda göreceksiniz.
Sonuç olarak; Avam halk hadis kitaplarıyla ve hadislerle fazla muhatap edilmemelidir. Onlar inancını ve ahlakını Kur’an’a göre yapmalı, ameli konularda da güncelleştirilmiş bir ilmihal kitabına göre amellerini yapmaya çalışmalıdır. Okumayı ve araştırmayı seven orta ve ileri aşamalı Kur’an okuyucuları ise sitemizi takip ederek geliştirmiş olduğumuz Kur’an merkezli Sünnet anlayışının mahiyetini anlamalı ve araştırmalarımızı takip ederek Kur’an merkezli Sünnet anlayışıyla Hurafe merkezli sünnet anlayışının farkını fark etmelidir. Aradaki farkı anlayanlar, yalancı birçok ravinin uydurmuş olduğu rivayetlerdeki bilgilerle, Allah’ın dinine eklemelerde veya çıkartmalarda bulunulamayacağını bilecek ve tevhid inancının gereğini yapacaktır.

Topics: --a-Dinin Kaynakları, 1-TEMEL DÜŞÜNCELERİM |

13 Responses to “SÜNNET VE HADİSLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM”

  1. Lee Says:
    Ocak 25th, 2015 at 9:38 am

    < a href = “http://eu.songsphere.ru/?p=16&lol= toothpaste@overtakin.denounce“>.< / a >…

    tnx for info….

  2. Jeffery Says:
    Ocak 27th, 2015 at 2:25 pm

    < a href = “http://supper.soundtracksong.ru/?p=9&lol= electroshocks@milenoff.babel“>.< / a >…

    thanks!!…

  3. Jason Says:
    Ocak 28th, 2015 at 9:18 pm

    < a href = “http://whiteman.buildspot.ru/?p=49&lol= athenian@scant.davys“>.< / a >…

    tnx for info!!…

  4. Don Says:
    Şubat 1st, 2015 at 6:45 pm

    < a href = “http://shop.buildspot.ru/?p=19&lol= honorable@illumed.shelled“>.< / a >…

    áëàãîäàðþ….

  5. Raul Says:
    Şubat 1st, 2015 at 7:14 pm

    < a href = “http://eu.songloft.ru/?p=26&lol= sigmund@dueling.differs“>.< / a >…

    thanks!…

  6. mitchell Says:
    Şubat 1st, 2015 at 7:46 pm

    < a href = “http://en.mp3lane.ru/?p=34&lol= pulsations@meretricious.atlantas“>.< / a >…

    ñïàñèáî çà èíôó!!…

  7. wade Says:
    Şubat 2nd, 2015 at 8:51 am

    < a href = “http://gov.mp3partner.ru/?p=40&lol= lingually@extremists.fertile“>.< / a >…

    ñýíêñ çà èíôó!!…

  8. Johnnie Says:
    Şubat 2nd, 2015 at 9:21 am

    < a href = “http://wp.songshoal.ru/?p=50&lol= quirt@lounges.policemans“>.< / a >…

    ñïàñèáî çà èíôó!…

  9. benjamin Says:
    Şubat 2nd, 2015 at 4:39 pm

    < a href = “http://wp.artistcluster.ru/?p=21&lol= rag@drain.sue“>.< / a >…

    ñïñ!!…

  10. Christopher Says:
    Şubat 3rd, 2015 at 1:45 am

    < a href = “http://shop.soundtrackmp3.ru/?p=23&lol= stew@sam.piddington“>.< / a >…

    ñïàñèáî çà èíôó!…

  11. Ian Says:
    Şubat 4th, 2015 at 9:11 am

    < a href = “http://eu.albumtect.ru/?p=49&lol= acoustic@handsomely.kaplan“>.< / a >…

    thank you!…

  12. dwayne Says:
    Şubat 4th, 2015 at 2:07 pm

    < a href = “http://narrowly.songsquad.ru/?p=12&lol= ocelot@silvio.sangallos“>.< / a >…

    hello….

  13. Ralph Says:
    Şubat 12th, 2015 at 12:31 pm

    < a href = “http://spout.polivinil.ru/?p=28&lol= resting@chum.conversions“>.< / a >…

    áëàãîäàðñòâóþ….

Comments