Konular

Faydalı Linkler

METODUM

Yüzyıllardan beri Müslüman toplumlarda uygulana gelen gelenekçi metot yüzünden dinin yorumlarında ihtilafa düşülmüş ve birçok mezhep veya hizip ortaya çıkmıştır. Bütün bunların sebebi gelenekçilerin bir metot üzere ayet ve hadislere yaklaşmamış olmalarıdır. Onların usulü tam bir usulsüzlüktür. Araştırmalarımızı takip ettiğinizde bunun birçok delillerini göreceksiniz.

Şimdi gelelim bizim metodumuza…Bizim metodumuza göre; subut problemi olmayan ve ümmetin Allah tarafından gönderildiğine inanılan tek bir kitap vardır. O’da Kur’an-ı Kerim’dir. İşte dinin inanç, amel ve ahlaki ilkelerinin sınırlarını da sadece bu kitap çizecektir. Dinde belirleyici olan tek kaynak da O’dur.

O’nun dışındaki kaynaklardaki rivayetler; insanlar tarafından günümüze kadar aktarılmış doğru-yanlış karışımı bilgilerdir.

Bu bilgiler; dinin inanç ve ahlakla ilgili hükümlerinde kullanılmamalıdır.

Bilindiği gibi inanç esasları zanna olamaz, hadislerin zann olduğunda ise şüphe yok… Hem inanç esası gibi ciddi bir konuda, inancımızı hidayet rehberi olarak gönderilmiş Allah’ın kitabına değil de, yalancı ravilerin isteyerek ya da istemeyerek Peygambere veya sahabelere fatura ettikleri rivayetlere göre düzenlersek, bunun hesabını yüce Rabbimize asla veremeyiz.  

Ahlakla ilgili de hadislere hiç bakılmamalıdır.  Çünkü ahlaklı bir müslüman olmak isteyenin elinde ahlaki kaideleri açık ve net olarak yazan bir kitap var. O da Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an’a göre ahlakını düzenleyen bir müslüman elbette ahlaklı olacaktır. Kimse ahlaklı olabilmek için sadece Kur’an yeterli değildir. Bir de atalarımızın öğretilerine ihtiyaç vardır diyemez. 

Ameli konulara gelince; bu konuda da belirleyici tek kitap Kur’an-ı Kerim dir. Kur’an-ı Kerim dışındaki kitaplardaki ameli konuların Kur’an’la irtibatı olup olmadığına iyice bakılmalıdır. Eğer hiç irtibat yoksa o bilgiye gerek de yok… Eğer irtibat varsa ve o bilgi Kur’an’daki bir hükmü daha iyi anlamamıza katkıda bulunabilecekse ondan bazı şartlarda tamamlayıcı bilgi olarak faydalanabiliriz. Adına “ameli tevatür yaygın uygulama” adını verdiğimiz bir yöntemle Kur’an’ın ameli hususlarını açıklayan peygamber uygulamalarını hadislerin lafızlarından değil bütün rivayetlerden çıkan ortak manalardan faydalanarak ve binlerce kez tüm toplumun önünde uygulanmış olduğu açıklanan ve tüm mezheplerce de doğruluğu onaylanmış olan bilgilerden ameli konularda faydalanabiliyoruz. (Örnek olarak, namazda secde yaparken 2 secde yaptığımızda; hem Kur’an’a göre hemde Peygamberin uygulamalarına göre hareket etmiş oluyoruz. ) Dikkat edilirse sadece ameli konularda- zorunlu kalındığında- rivayetlerden değil de, ameli tevatür yaygın uygulamalardan tamamlayıcı destek alıyoruz. 

Kısaca metodumuzu; Allah’ın dinini uydurma rivayetlere dayanarak değil, O’nun kitabının bütünlüğünü dikkate alarak anlamaya çalışmak olarak açıklayabiliriz. Bunu yaparken Allah’ın ayetlerine gelenekçilerin verdiğinden daha çok değer vermek, onların peygamberin sözleri olduğuna inanarak değer verdikleri hadislerin tamamına yakınının peygamber ve sahabe adına fatura edilmiş rivayetler olduğunu ispatlayarak dini onlara göre değil de, ayetleri esas alarak anlamaya ve anlatmaya çalışmaktır.